Küçük Bir Not:
Bu yazıyı yaklaşık 4 yıl önce, 32-33 yaşlarımdayken yazmışım. Aradan geçen yıllarda değişen çok şey oldu. Bugün dönüp baktığımda bazı cümleleri farklı kurardım belki ama yazının ruhuna hâlâ yakınım. O dönemki düşüncelerimi ve değişim sürecimi kayda geçmiş olması hoşuma gittiği için burada paylaşmak istedim.
Bir yaş daha almama kısa bir süre kalmışken kendimde fark ettiğim değişimlerden biraz bahsetmek istiyorum.
Aslında çok da yabancı olduğunuz bir konu olduğunu düşünmüyorum. Çünkü gerek sosyal medyada gerek gerçek hayatta sık sık karşımıza çıkan bir söylem var: “30’dan önce, 30’dan sonra…”
Bunları yazarken bazen içimi fazla açtığımı, bana ait hassas noktaları görünür kıldığımı düşünüyorum. Hatta bir arkadaşımın bu konuyla ilgili sorduğu bir soru uzun süre aklımda kaldı. Ama sonra şunu fark ettim: Eğer bu düşünceyle kendimi kısıtlarsam, paylaştıklarım ne kadar samimi olabilir?
O yüzden bugün kim ne düşünür, neyi yanlış anlar diye kaygılanmadan yazacağım.
Belki de 30’dan sonra bende değişen en önemli şeylerden biri bu oldu: Kim ne der diye düşünmeden yaşamak. Yazmak, okumak, gezmek, yeni şeyler denemek ve bunlardan keyif almak…
Sık sık duyduğumuz o “30’dan sonra değişiyorsun” cümlesi bir sabah uyanınca gerçekleşen sihirli bir dönüşüm değil elbette. Ama bir değişim olduğu da inkâr edilemez.
Kiminde 28 yaşında başlıyor bu süreç, kiminde 33’te. Ben kendi adıma değişimin ilk işaretlerini 32 yaşımda hissetmeye başladım. Aslında dönüşümün tamamlanması değil, fark edilmesi diyelim buna.
Siz ne zaman hissettiniz bu değişimi? Ya da hissettiniz mi?
Eskiden insanlar kırılmasın, üzülmesin, yanlış anlamasın diye çoğu zaman onların isteklerini kendi isteklerimin önüne koyardım. İstemesem de gider, hoşlanmasam da yapardım.
Şimdi ise daha sık “hayır” diyebiliyorum.
Çünkü zamanla şunu öğrendim: Kendini sürekli geri plana attığında sadece enerjini değil, öz değerini de kaybediyorsun.
Tabii burada önemli bir çizgi var. Kendi ihtiyaçlarını önemsemekle bencillik arasında ince bir denge bulunuyor. Bu dengeyi kurmak da zaman alıyor.
Ama yerinde söylenmiş bir “hayır”, insanın kendine duyduğu saygıyı güçlendiriyor.
Hayır demekten korkmayın.
Gerçi bazen ben de korkuyorum.
Özellikle sevdiğim, kırmak istemediğim insanlara karşı hâlâ daha fazla tolerans gösterebiliyorum. Ama artık bunun farkındayım ve sanırım değişim biraz da böyle başlıyor.
Farkındalığımın arttığı bir başka konu ise hayatımdaki insanların bana nasıl hissettirdiği.
Hayat zaten yeterince zor. Ekonomi, çalışma hayatı, trafik, sağlık sorunları, yorgunluk…
Bütün bunlarla uğraşırken sürekli olumsuz düşünen insanların enerjisi zamanla insanı aşağı çekebiliyor.
Burada realist insanlardan değil, pesimist insanlardan bahsediyorum.
Elbette herkesin kötü günleri olur. Hepimiz zaman zaman dertleşir, şikâyet eder, yoruluruz. Ben de ediyorum.
Ama bazı insanlar vardır; ne yaparlarsa yapsınlar hiçbir şeyden keyif alamazlar. Her zaman bir sorun vardır. Müdür kötüdür, iş arkadaşları kötüdür, spor hocası kötüdür, hava kötüdür…
Ve ilginç olan şu ki, bütün bu hikâyelerin merkezinde hep kendileri vardır.
Bir de üzerine sizi hiç dinlemezler.
Sürekli aynı döngünün içinde kalırlar.
Böyle biriyle sık sık vakit geçirmek size nasıl hissettirirdi?
Benim cevabım belli.
Yanlış anlaşılmak istemem; zor zamanlardan geçen, desteğe ihtiyaç duyan arkadaşlardan bahsetmiyorum. Hepimizin bazen omuza, bazen sessizce dinlenmeye ihtiyacı oluyor.
Ama hayatı sadece şikâyet ederek yaşayan insanlarla arama artık daha sağlıklı mesafeler koyabiliyorum.
Çünkü ben hayatıma huzur, değer ve samimiyet katan insanlarla vakit geçirmek istiyorum.
Hem ağlayabildiğim hem gülebildiğim insanlarla…
Beni yanlış anlamak için çaba harcamayanlarla…
Sorguya çekiliyormuş gibi hissetmediğim sohbetlerle…
Yeni tatlar, yeni mekanlar, yeni kitaplar ve yeni hikâyeler keşfedebildiğim insanlarla…
Üzüldüğümde omzunu uzatan, ihtiyacı olduğunda benim de yanında olabildiğim insanlarla…
Kısacası hayatın tadını çıkarmayı bilen insanlarla.
Belki yazdıklarım biraz sert ya da fazla net gelebilir.
Ama belli bir yaştan sonra ne istediğini bilmek bana daha sağlıklı geliyor.
Benim için 30’dan sonra değişen iki önemli şeyi sizinle paylaştım.
Peki sizde neler değişti?
Merakla okuyacağım.
Sevgiyle kalın.